Çağatay Türkçesi Eserleri Nelerdir?
Evet, işte karşınızda Çağatay Türkçesi ve bu eski dilin eserleri hakkında yazdığım bir yazı! Hani şu öğle tatilinde bir kafede otururken “bugün ne yazsam” diye düşündüğünüzde aklınıza gelen o konular var ya… İşte bu da onlardan biri. Ama biraz farklı bir açıdan. Çünkü ben de o sıkıcı edebiyatçı havasına girmeden, lafı gediğine koyarak Çağatay Türkçesi eserleri nelerdir sorusunu eğlenceli bir şekilde ele alacağım.
Önce şunu kabul edelim: Edebiyat bazen, özellikle de tarihi metinler okunduğunda, sıkıcı olabilir. Kafede bir kahve içerken Çağatay Türkçesi eserlerini incelerken “acaba bu yazıyı yazan kişi hayatında kaç kere kahve içmiştir” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ama rahat olun, ben buradayım, hem eğlenceli hem de bilgilendirici bir yazı yazmaya karar verdim.
Çağatay Türkçesi Nedir?
Öncelikle, Çağatay Türkçesi nedir bir hatırlayalım. Yani, şimdi siz “Ne bileyim ben, bildiğimiz Türkçe işte!” diyebilirsiniz ama durum biraz farklı. Çağatay Türkçesi, Orta Asya’nın farklı köylerinde, kasabalarında, belki de bazı köşe kafelerinde – belki İzmir’deki sahilde de – yazılmış bir dil. Evet, biraz ‘eski’ olabilir ama güzellikleri de orada işte! Özellikle 15. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar Türk edebiyatının önemli eserlerinin diliydi. Yani, bu dil, sadece eski metinleri değil, aynı zamanda bir dönemi de içinde barındırıyor.
Ama şimdi, gelin işin eğlenceli kısmına geçelim. Çağatay Türkçesi eserleri nelerdir, hadi buna bakalım!
Divan-ı Hikmet: Herkesin En Sevdiği Kitaplardan Biri (Ama Hiç Kimse Okumaz)
Bu eseri çok seversiniz, sevmek zorundasınız. Klasik olarak, bu kitabı “bütün insanlığa öğütler veren eser” olarak açıklayabiliriz. Ama o kadar uzun ki, bir hafta boyunca her gün 5 sayfa okusam bile, tamamlayamadım. Arkadaşlarım “Okudun mu?” diye soruyor, ben de “Evet, ama gerçekten sonuna kadar gitmek ciddi bir sabır gerektiriyor” diyorum. Tabii ki o sabırdan mahrum olan çoğu kişi, kitapçılarda ya da interneti kurcalarken “Evet, okudum” dediğimde şüpheyle bakıyor. Gerçekten okumuş muyum, yoksa sadece kendimi mi kandırıyorum? Bilemiyorum.
Kutadgu Bilig: Düğünlerde Konuşulacak Konular
Yani… Kutadgu Bilig… Kendisini biliyorsunuz. Ama “Ya bu eser bana ne katacak ki?” diye düşünebilirsiniz. Eh, işte bu sorunun cevabını size veriyorum! Kutadgu Bilig, bir düğün masasında edebiyatı konuşmak için harika bir başlangıçtır. Düğünlerde birileri size “Ne yaptın, Kutadgu Bilig’i okudun mu?” diye sorarsa, bunun cevabını hazır tutun. Ama dikkat edin! Herkesin yüzü bir anda dönüp bakar, “Vay be, derin insanlar varmış” diye düşünürler. Gerçekten bilge bir insan gibi görünmek istiyorsanız, Kutadgu Bilig’le aranıza mesafe koymayın.
Ali Şir Nevai ve “Muhakemetü’l Lügateyn”: Bu İki Dili Seçmek Zorundayım
Ali Şir Nevai demek, Çağatay Türkçesi demek. Bunu zaten her edebiyat hocası bilir, her edebiyat öğrencisi de tabii ki. Ama işin komik tarafı, bazen Ali Şir Nevai’nin eserlerine şöyle bakmak, “Gerçekten bu kadar çok kelime var mı?!” diyor insan. Muhakemetü’l Lügateyn, Türkçe ve Farsça arasındaki kelime çeşitliliğini anlatan çok önemli bir eser. Eğer evinize gelen misafirler arasında biraz kendini gösteren biri varsa, bu eseri oku, kafede “Bence Farsça kelimeler biraz daha estetik” diyerek kendinizi bir anda tartışmanın tam ortasında bulabilirsiniz.
Dil ve Zeka!
Bir yanda Çağatay Türkçesi’nin güzellikleri, diğer yanda ise onun eserleri. Şu günlerde çağdaş Türkçeyi konuşanlar arasında dildeki nüansları çözmeye çalışanlar, eski yazıların harflerine bakıp “Bu kelime ne demek?” diye soruyor. O kadar derin bir mesele ki bu… Kafede şunu düşünmek zorunda kalıyorum: “Kendi hayatımda Çağatay Türkçesi’ni öğrenmeye ne kadar vakit harcayabilirim?”
Evet, biz Çağatay Türkçesi eserleri üzerine bu kadar eğlendik, ama gerçekten gözden kaçırmamamız gereken bir noktayı söylemem gerek: Edebiyat bir toplumun aynasıdır. Çağatay Türkçesi ile yazılmış eserler, bir zamanlar bu topraklarda var olan bir kültürün, düşünce tarzının yansımasıdır. Bu yüzden, “Fazla kafa yoruyor muyum?” diye düşünürken, her şeyi biraz daha ciddiye almakta fayda var.
Çağatay Türkçesi: Bir Dil, Bir Dönem
Ve işte, bu yazının sonunda biraz içsel muhasebe yaparak şunu fark ediyorum: Çağatay Türkçesi eserleri sadece bir dilin izlerini taşımakla kalmıyor, aynı zamanda bir dönemin de özüdür. Ne kadar espri yapsam da, eğlenceli bir şekilde ele alsam da, bu eserlerin her biri bir zamanın, bir kültürün derinliklerine inmiş parçalardır.
Ama ne diyeyim… Bu yazıdaki içsel esprilerimi okurken, “Bu kadar derinlik bende de var mı?” diye düşünen arkadaşlar olabilir. Neyse, bir sonraki yazıya kadar görüşmek üzere!